Yargılanmadan Kendin Olmak: Hayatta Yapmadıklarımızın Pişmanlığı ve Seçimlerimize Saygı

Hayatta Yapmadıklarımızın Pişmanlığı

Sevgili Psikiyatrist Dr. Gülseren Buğdaycıoğlu’nun çok güzel bir sözü var:

"İnsanlar, hayatlarının sonunda en çok yaptıkları şeylerden değil; yapmadıkları şeylerden pişmanlık duyar."

Bu söz, insanı tüm hayatını sorgulamaya sevk ediyor. Öyle derin bir anlam taşıyor ki… İçinizi yaralıyor, değil mi? Çünkü yapamadıklarımız o kadar çok ki… Denetim odaklı bir kültürde yeteneklerimizden, hayallerimizden, özümüzden ne çok şey feda ediyoruz. Ve sonra… ışığın söndüğünü hissediyoruz.

Peki, neden yapmak istediklerimizi yapamıyoruz?

  • Davranışa odaklı yaklaşımlardan,
  • Sürekli kıyaslanarak bir kalıba sokulmaya çalışılmaktan,
  • Tercihlerimize saygı duyulmamasından,
  • Ve yargılanmaktan korkuyoruz.

Tüm bu engelleri aşmaya çalışmaktan kendimi çok yorgun hissediyorum.

Yargılanmak

Etrafın bakış açısı bazen o kadar sınırlayıcı ki… Ne yaparsan yap, mutlaka bir eleştiri seni bekliyor. Özellikle de söz konusu kadınlar olduğunda:

  • Ev hanımı olursun → “Boşa okudu, akılsız.”
  • Çocuğunu kendin büyütürsün → “Çalışmıyor, hazır yiyici.”
  • Çalışırsın → “Bir çocuğa bakamadı.”
  • Evlenmezsin → “Bir kusuru mu var?”
  • Çocuk yapmazsın → “Kırkına geldi, hâlâ anne olmadı.”
  • Kilo alırsın → “Amma yemiş.”
  • Zayıflarsın → “Komşusunu kıskandı.”
  • Kitap okursun → “Kendini bir şey sanıyor.”

Gördüğün gibi hangi yolu seçersen seç, mutlaka bir kusur buluyorlar. Ve bunlar, buzdağının sadece görünen kısmı.

Neden Sürekli Birbirimizi Yargılıyoruz?

  1. Kendi Korkularımızı Örtbas Etmek
    Başkalarının hatalarını büyüterek kendi eksiklerimizi görünmez kılıyoruz. Hem yüzleşmekten kaçıyor hem de korkularımızı başkalarının üstüne örtüyoruz.
  2. Toplumsal Normlar ve Kalıplar
    Toplumun dayattığı “doğru” kalıplar bireyleri sürekli sınırlandırıyor. Beklentilere uymayan her davranış, kaçınılmaz olarak yargıyla karşılaşıyor.
  3. Kıyaslama
    Sosyal medyanın etkisiyle kıyaslama artık günlük hayatın bir parçası. “O neden öyle yaptı?”, “Ben daha iyiyim” gibi düşünceler yargının en görünür hâli. Bu kıyaslama çoğu zaman yokluk hissini ve değersizliği körüklüyor.
  4. Stres ve Hayatın Zorlukları
    Ekonomik sıkıntılar, toplumsal belirsizlikler, sosyal çürüme… Bütün bunlar insanları tahammülsüz hâle getiriyor. Yargılamak ise kısa süreliğine de olsa bir kontrol duygusu veriyor.
  5. Empati Eksikliği
    Karşımızdakinin hikâyesini anlamadan, yalnızca dışarıdan gördüklerimizle hüküm vermek yargılamayı kolaylaştırıyor. Empati eksikliği arttıkça yargılar daha hızlı ve sert dile getiriliyor.
  6. Cesaretsizlik ve Başarısızlıkla Yüzleşememek
    Bazı insanlar kendi eksiklerini veya korkularını görmek istemez. Bunun yerine başkasının cesaretini küçümser, başarısını değersizleştirir. Bu, en kolay savunma mekanizmasıdır. (Hased dediğimiz şey de tam olarak bu 😊)

Yargılayarak Değer Aramak

Yetişkin insanların kendi seçimlerini yapması ve sonuçlarının sorumluluğunu üstlenmesi gerekirken, çoğu zaman toplumsal kalıpların dayattıklarıyla bastırılmış duygular, daha hırslı bir yargılama davranışına yol açıyor. Oysa karşımızdakini yargılayıp değersizleştirerek kendi değerimizi artırmaya çalışmak, içimizdeki değersizlik duygusunu örtmez.

Kapanışı yine Sevgili Psikiyatrist Dr. Gülseren Buğdaycıoğlu’nun sözüyle yapmak istiyorum:

"Kendi hayatınıza, kendi geleceğinize odaklanın. Yaşlandığınızda insanın en büyük pişmanlığı, ardında yaşanmamış bir hayat bırakmasıdır."

Ve artık sesimi duyurmak istiyorum. Ben sadece kendim olmaya çabalıyorum. Hepimiz aynı kişi olmak zorunda değiliz. 🌸

🌿 Bu konuyu daha önce “Anlaşılmamak” adlı yazımda da ele almıştım. İlginizi çekerse, buradan okuyabilirsiniz.