Duygusal Olgunluk: Kendini Tanıma ve Duygularla Barışmanın Sanatı
Uzun süredir konuşulan bir kavram belki ama kendim için yepyeni bir terim keşfettim: duygusal olgunluk… Ne kadar hoş geldi kulağıma!
Benim bakışımla; psikoloji ve tasavvufun temelini oluşturan kendini tanıma, kendinle barışık olma ve kendini sevme hâlinin davranışlara yansımış hali. Duygularıyla yaşayan bir insan olarak bu kavram çok ilgimi çekti.
Çoğu zaman, davranışlarımın altında yatan duyguyu anlamak için kendimi bir nevi inzivaya çektiğim olur.
Hatta karşımda biri bir davranış sergilediğinde önce bunun benimle bir bağıntısı olup olmadığını, sonra da hangi duyguyla bu davranışı gerçekleştirdiğini anlamaya çalışırım.
İtiraf etmem gerekirse, bu huyum beni zaman zaman çok yıprattı. Çünkü karşı taraftan aynı çabayı göremediğimde, içimde derin bir anlaşılmama hissi doğuyor.
Beni en çok yoran da belki bu: anlaşılmamak.
"Anlaşılmamak" adlı yazımı okumak için tık tık 👌
Duygularını Tanımak Güzel Ama Hayat… 🤷♀️
Duygusal olgunluk iyi, güzel de… Günlük hayatta iş o kadar kolay yürümüyor.
Bir sorun olduğunda, karşı tarafla sakin, sağlıklı ve olgun bir şekilde konuşmayı tercih ederim. Niyetim net: çözüm bulmak, anlaşılmak ve birlikte iyileşmek.
Çünkü onun da beni sevdiğini düşündüğüm için, beni üzen bir şeyi paylaştığımda içten bir anlayış göreceğime inanırım. Genellikle beklediğim cevap şöyle olur:
“Bunu fark etmediğim için üzgünüm, bunu hissetmene neden olduğum için özür dilerim. Bundan sonra daha dikkatli olacağım.”
İşte, duymayı umduğum cümle tam olarak bu olurdu. Ama gel gör ki, gerçek hayatta aldığım tepkiler çoğu zaman beni şaşırtıyor.
Anlaşılmak İstemenin Bedeli
Duygusal olgunluk çoğu zaman, duygularını bastırmak değil; onları açıkça ifade edebilme cesaretidir.
Bir ilişkide yanlış anlaşılmamak, suçlanmadan kendini anlatabilmek ister insan.
Ben de çoğu zaman bunu denedim — sakin, açık, suçlamadan…
Mesela şöyle derim:
Ben: “Son zamanlarda bazı davranışların bana kendimi çok değersiz hissettiriyor.”
💬 Ve genellikle aldığım cevaplar (ve satır aralarındaki mesajlar) şöyle olur:
| Mesaj | Anlamı |
|---|---|
| “Saçmalama yaa…” | Hislerim önemsiz veya abartılı görülüyor |
| “Değersiz mi? Senin için daha ne yapayım…” | Hislerim mantıksız addediliyor |
| “Ne yani başka biriyle mi beraber olduğumu ima ediyorsun?” | Suçlama, savunma, sorumluluğu bana atıyor |
| “Bak ben sana ne kadar fedakarlık yaptım…” | Suçluluk yaratma, manipülasyon |
| “Sen peki? O gün şu davranışınla beni kırmadı mı?” | Eleştiriye tahammülsüzlük |
Duygusal Farkındalık ve Günlük Hayatın Zorlukları
Ve ben anladım ki, duygu farkındalığına sahip olmak ve bunu ilişkileri düzeltmek için dürüstçe dile getirmek, günlük hayatta bazen gerçekten berbat hissettiriyor.
Çoğu zaman olumsuz deneyimlerle karşılaşıyorsun; çünkü iyileştirme gücü tek taraflı değil.
A) Duygusal Zekâsı Yüksek Kişinin Cevapları:
Ben: “Son zamanlarda bazı davranışların bana kendimi çok değersiz hissettiriyor.”
- Empati: “Bunu duyduğuma üzüldüm, seni böyle hissettiren ne oldu, anlatır mısın?”
- Duygularını yönetme: “Savunmaya geçmek istemem, sadece seni daha iyi anlamak istiyorum.”
- Sorumluluk alma: “Demek ki farkında olmadan seni kırdım. Üzgünüm, dikkat edeceğim.”
- Açık ve dürüst iletişim: “Kendimi savunmadan dinliyorum şu an, lütfen hissettiğini açıkça anlat.”
- Çözüm odaklılık: “Bunu düzeltmem için ne yapabilirim, birlikte konuşalım mı?”
B) Duygusal Zekası Yüksek Olmayan Kişinin Cevapları:
- Empati eksikliği: “Abartıyorsun ya, ne değersizi?”
- Duygularını yönetememe: “Ben mi seni değersiz hissettiriyorum? Asıl sen beni suçluyorsun!”
- Sorumluluk almama: “Ben öyle bir şey yapmadım, sen yanlış anladın.”
- Açık iletişim eksikliği: “Sen de bazen aynı şeyi yapıyorsun ama ben sesimi çıkarmıyorum.”
- Çözüm odaklı olmama: “Yani ne istiyorsun şimdi benden? Hep ben mi suçluyum?”
Karşılaştığımız Gerçek
Günlük hayatta en çok tanıdık gelen tepkiler B değil mi?
Tahminim doğruysa… 🤔 Hep kavga ile sonuçsuz kalıyor.
Geride ise bastırılmış duygular, gönderilmemiş mektuplar ve içe akmış gözyaşları kalıyor… 🥺
Kısaca, duygusal zekası yada olgunluğu yüksek olmayan bir kişiye derdinizi anlatamazsınız; işte “boşa kürek çekmek” dedikleri tam da bu olsa gerek.
Peki neden boşa kürek çekmek?
Duygusal Zekâsı Düşük Kişilerde Tartışmalarda Sık Görülen Tepkiler
-
-
En ufak eleştiride bile anında savunmaya geçer.
-
Bu durumu, iyileşmek için bir fırsat olarak görmez; aksine kendine bir saldırı olarak algılar.
-
-
-
Tartışmayı kontrol altına almak için karşı tarafı küçümseyebilir veya suçlayabilir.
-
Tartışmanın yönünü değiştirmek için “Sen de şunu yapıyorsun ama ben sessizim” gibi eleştirilerle karşı tarafı sıkıştırır.
-
-
Duygusal Tepki Patlamaları
-
Küçük bir uyarı veya eleştiri bile öfke, kırgınlık veya hayal kırıklığı şeklinde büyük tepkilere dönüşebilir.
-
-
Çözüm Odaklı Olmamak
-
Tartışma sonunda çözüm bulmak yerine, geçmişi gündeme getirir veya suçlamalara devam eder.
-
Peki ya siz?
Günlük hayatınızda duygularınızı dile getirdiğinizde en çok hangi tepkilerle karşılaşıyorsunuz?
Yorumlarda paylaşın; deneyimlerimizi birbirimizle paylaştıkça daha farkında ve olgun bir iletişim yolu bulabiliriz. 🌿
Kitap Tavsiye: Daniel Goleman ve Duygusal Zeka
Daniel Goleman’ın “Duygusal Zeka” (Emotional Intelligence) kitabını okuyana kadar, duyguların yaşamımızdaki gerçek gücünü tam olarak fark etmemiştim.
Duygusal Zeka ve Goleman
Goleman bu kitapta, duygularımızı tanımanın ve yönetmenin önemini şöyle özetliyor:
- Başarının formülü: IQ, başarının yalnızca %20’sini açıklar; %80’ini duygusal zeka belirler.
- Duyguları bastırmamak: Duygular bastırılmamalı, tanınmalı ve yönetilmelidir.
- Gerçek anahtar: Başarılı, mutlu ve dengeli bir yaşamın anahtarı IQ değil, EQ yani duygusal zekadır.
Kısaca bu kitap, duygularını tanıma ve onlarla olgun biçimde ilişki kurma sanatı üzerine bir rehber niteliğinde. Benim gibi hisleriyle yaşayan ve bu yüzden kırılıp dökülenler için kesinlikle değerli bir eser. 🌿
