Çocukluk Korkularını Aşamamak: Karanlık ve Hayatım Üzerindeki Etkisi



karanlık korkusunu anlatan sisli karanlık havada ağaç dalları görseli

Karanlık Korkusundan Kurtulmak | Çocukluk Korkularının Yetişkin Hayata Etkisi

Artık çocuk değilim, hatta genç de sayılmam… Ama bir gece yalnız kaldığımda hâlâ karanlıktan ne kadar çok korktuğumu fark ettim. Çocukluğumda akşam olup da hava kararınca içimi nasıl bir ürperti kapladığını hatırladım ve bunun hâlâ değişmemiş olmasına şaşırdım.

Biraz araştırıp konunun üzerine gittiğimde, hayatımı kendi ellerimle korkularıma nasıl teslim ettiğimi gördüm. Bu psikolojik farkındalık beni derinden yaraladı.

Hayal Gücünün Gölgesinde Büyüyen Korkular

Sanıyorum ki çocukken hayal gücümüzün en canlı olduğu dönemlerde bu durum normal sayılabilir. Kapının arkasından bir yaratık çıkacakmış gibi ya da tam kapanmamış kapıyı birazdan biri açacakmış gibi hissetmek… Tüm bunlar muhtemelen hayal gücümün eseriydi.

Ama büyüdükçe bu hayal gücüyle beslenen korkuları unutmak gerekmez mi? Hayatı tanıdıkça, korkuların kendiliğinden kaybolup gitmesi beklenmez mi?

Ben de öyle olmadı. Unutmak bir kenara, her geçen gün korkularım daha da büyüdü ve sonunda beni ele geçirdi.

Karanlığın Anlamı Değişti

Artık karanlık benim için sadece ışığın yokluğu değil; bir bilinmezliğin simgesiydi. Bu da sonuçlarını bilmediğim her durumdan kaçmama, kontrol edemediğim ortamlardan uzaklaşmama sebep oldu. Zamanla aldığım tüm kararlarımı etkiledi ve kendim olmaktan uzaklaştım.

Hayallerim ve Korkularımın Çatışması

Çok istediğim ve hayalini kurduğum bir pozisyon için, “Zaten beni aramazlar.” diyerek umutsuzca başvurmuştum. Ama ertesi gün telefon çaldı — beni görüşmeye davet ediyorlardı.

Görüşme günü geldiğinde, lafları birbirine karıştırmaktan ve içimdeki güvensizliği belli etmekten çok korktum. Yine de kendi kendime, “Bu kez korkuyla yüzleşmelisin.” dedim ve tüm cesaretimi toplayarak mülakatlara girdim.

Sonra bir gün telefon yeniden çaldı. Bu kez ses bana işe alındığımı söylüyordu. Sevinçten çok, derin bir korku kapladı içimi. Bir gün düşünme süresi istedim. O gece boyunca içimde büyük bir savaş vardı; “Yapamam.” ve “Yaparsın.” kelimeleri birbirine ateş eder gibiydi.

Sabah olduğunda ise içimde sağ çıkan sadece o karanlıktı. Ve ben… hayalini kurduğum işi reddetmiştim. Üstelik, bu kararın ömrümün sonuna kadar içimde bir pişmanlık olarak yaşayacağını bile bile…

Ne kadar şaşırtıcı, değil mi? İçinizden “Yok artık!” dediğinizi duyar gibiyim. Ama inanın, korkularımız bazen bu kadar güçlü olabiliyor.

Kendime Söylediğim Sınırlayıcı Cümleler

Kendime hep aynı cümleleri söyledim:

  • “Yurt dışında yapamam.”
  • “Yüksek lisansa kabul edilmem.”
  • “Bu sınavı kazanamam.”
  • “Kimse beni sevemez.”

Peki Ya Şimdi?

Çocukluktan başlayan masum bir korkunun nasıl devleşerek yetişkin hayatımı ele geçirdiğinin farkındayım artık.

Neler Yaptım?

  • Araştırdım ve okudum: Önceliğimi farkındalık kazanmaya verdim. Neden hayallerimin gerçekleşmesine izin vermiyordum? Neden hep aynı şekilde davranıyordum? Bunları anlamam gerekiyordu. Bunun en doğru yolu bir uzmandan yardım almak ve kitaplara sarılmaktı. Korkuların psikolojisini, varoluş kaygılarını ve bunlarla baş etme yollarını anlatan pek çok kitap okudum, yayınlanan bilimsel makalelere göz attım.
  • Duygularımı yazıya döktüm: Yaşadıklarımı ve hissettiklerimi yazarak kendimi ifade ettim. Hatta daha da içsel cesaret kazanıp bu bloğu açtım. Artık “Kimse beni okumaz.” ya da “Yazılarım berbat.” demiyorum. Kimsenin beğenisine ya da onayına ihtiyaç duymadan, hiç okuyanım olmasa bile yazıyorum. Çünkü burası benim alanım; korkularımdan biraz olsun arındığım, çabalayarak kendim olabildiğim minicik bir yer…
  • Olumsuz iç sesimi sorguladım:Başaramam.” gibi düşüncelerin, otomatikleşmiş korkularımın bir yansıması olduğunu fark ettim. O sesin ne kadar güçlü olduğunu biliyorum; bu yüzden onu susturmaya çalışmak yerine strateji değiştirdim. “Başarırım.” diyen iç sesimi büyüttüm ki o küçülsün. Zor muydu? Evet. Ama kimse kolay olacağını söylemedi zaten.
  • Umut etmeyi sürdürdüm: Tüm bu yetişkin kaygılarıma rağmen umudumu asla bırakmadım. Çünkü umut etmeyi bırakmak, aslında yaşamaktan vazgeçmek demektir.

Sonuç

Belki tamamen geçmeyecek, ama ben onunla yaşamayı, onunla birlikte yürümeyi öğreniyorum. Çünkü bazen cesaret, korkusuz olmak değil; korkuya rağmen adım atabilmektir. Ve ben artık o adımları atmaya başladım…


Bu Süreçte Bana Yol Gösteren Kitaplar

Bu süreçte bana ışık tutan bazı kişisel gelişim kitapları da paylaşmak isterim.

🕯️ Susan Jeffers – “Feel the Fear and Do It Anyway” (Korkuyu Hisset ve Yine de Yap)
Kitap, korkunun tamamen yok olmayacağını ama korkuya rağmen harekete geçmenin mümkün olduğunu anlatır. Yani mesajı şu:

Gerçek cesaret, korkuya rağmen adım atabilmektir.

🌙 Irvin D. Yalom – “Existential Psychotherapy” (Varoluşçu Psikoterapi)
Kitap, yalnızlık, ölüm, özgürlük ve hayatın anlamı gibi temel kaygılarla nasıl başa çıkabileceğimizi anlatıyor. Yani mesajı şu:

Korkudan kaçma; onunla yüzleş. Bu, hayatını daha anlamlı kılar.


👉 Peki ya sizin? Onunla yaşamayı öğrendiğiniz bir korkunuz oldu mu?

Çocukluk Korkun Hangisi? Tıkla ve Neye Dönüştüğünü Öğren!

Karanlık
Yükseklik
Gürültü
Hayvanlar
Köprüler
Yalnızlık
Su
Fırtına
Dokunulma
Anne-baba ölmesi